Sözlü Tercümenin Zorlukları Nelerdir?

Bildiğiniz gibi, tercüme bürolarının müşterilerine sunmuş olduğu hizmetlerden biri de sözlü tercümedir. Bu türün çatısı altında büyük söz sahibi olan kollar ise, ardıl ve simultanedir. Çalışma alanları ve yöntemleri kendi içinde farklılık taşıyan ardıl ve simultane çeviride yine dikkat edilmesi gereken ayrı ayrı noktalar bulunur. Ancak, türler arasında her ne kadar farklılık bulunsa bile ikisi de sözlü çeviri olduğundan dolayı zorlukları ortaktır. Peki, nedir bu bahsi geçen zorluklar?

Sözlü Tercüme Zorlukları

Sözlü tercüme yapabilmek ciddi bir iştir.

Sözlü Tercümede Hızlı Olmak

Sözlü çeviri türlerinde hızın neden önemli olduğunu açıklamak için önce ardıl ve simultane çeviri hakkında biraz fikir sahibi olalım.

Ardıl tercüme ülkemizde daha çok iş seyahatlerinde, toplantılarda ve TV programlarında kullanılır. Burada tercüman, konuşmacının yanında yer alır ve onun söylediklerini dinler. Konuşmacı, ara verdiği anda çevirmen devreye girer ve gerekli tercümeyi yapar. Önünde bulunan kağıda çeşitli notlar alan tercüman, çeviri işlemleri esnasında bu notlardan yardım alır.

Simultane tercüme, ardıldan ve diğer tüm çeviri türlerinden biraz farklı bir yapıya sahiptir. Çünkü burada, bir ekipman söz konusudur ve bu ekipmanlar tedarik edilmediği takdirde simultane çeviri yapmak imkansızdır. Tercüman, bir kabin içerisinde oturur ve kulaklıklar ile mikrofon aracılığıyla konuşmacıları dinler. Bu esnada dinleyicilerde de bir kulaklık vardır ve onlar da çevirmenin dediklerini bunlar yardımıyla işitir. Ancak burada asıl önemli nokta, tercümanın çeviri işlemlerini eş zamanlı olarak gerçekleştirmesidir. Yani konuşmacı konuşur ve tercüman da aynı esnada çeviri yapar.

Anlattıklarımızdan çıkarılacak sonuç şudur: Sözlü tercümede hızlı algılayabilmek, hızlı düşünebilmek ve yine hızlı çeviri yapabilmek bir şarttır. Bu tür çevirilerin belki de en büyük zorluğu da işte budur. Hedef Tercüme Bürosu olarak sözlü tercümede dünya standartlarında hizmet vermekteyiz.

Sözlü Tercümede Telaffuz ve Vurgu

Bu türde çevirmen, sözle ifade edilenler ile ilgileneceğine göre noktalama işaretlerinin yerine başka ufak ayrıntılara dikkat etmelidir değil mi? İşte, bunlar telaffuz ve vurgu gibi unsurlardır. Tercümanın sözlü çeviri yaparken, telaffuzu doğru kullanabilmesi söylenilerin anlam bütünlüğünü kaybetmesini engelleyecektir. Yanlış telaffuz edilen bir kelime, dinleyicilerin kafasında karışıklıklar yaratabilir. Bunun yanı sıra konuşmacının vurgularına dikkat etmek ve çeviride de bu vurguları dinleyicilere yansıtmak, onlara verilmek istenilen mesajın daha kolay iletilmesini sağlayacaktır.

Görüldüğü gibi sözlü çeviri, gerçekten büyük uzmanlık ve dikkat gerektiren bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak söz konusu zorlukların üstesinden gelindiği takdirde, bu alanda çalışmak tercümanlar için çok keyifli bir hale bürünecektir.