Sözlü ve Yazılı Tercümenin Benzer Yanları Nelerdir?

Şüphesiz ki sözlü tercüme yapmak yazılı tercüme yapmaktan daha zor ve karmaşık bir iştir. Sözlü tercüme yazılı tercümede olduğu gibi bol bol vakit yoktur, sözlü tercüme yapan kişiler kıvrak zekâya sahip olmalı duyduklarını anlayıp hemen hedef dile çevirebilmelidirler. Sözlü tercüme kendi içinde iki gruba ayrılır, bunlar ardıl tercüme ve simültane tercümedir. Hem ardıl hem de simültane tercümede çeviri yapan kişinin işi oldukça zordur. Bir konuşma, diyalog ya da benzeri durumda konuşan kişilerin konuşmalarının ardından tercümeyi yaptıkları tercüme çeşididir. Çok kullanılır ve genelde diyalogları taraflara aktarmak amacı ile yapılır. Ardıl tercüme genellikle gizli konuların konuşulduğu yerlerde, çok kısa, teknik ve resmi içeriği olan toplantılarda tercih edilir. Ardıl çeviri, diğer basit yazılı çevirilere göre daha fazla dikkat ve çevirisi yapılacak dile tam hâkimiyet gerektirir. Bu yüzden ardıl çeviri yapan kişiler en az dört dili kendi ana dili gibi konuşmalıdır. Yazılı çeviri de daha sonra başa dönüp kontrol etme ve düzeltme gibi şansı varken ardıl çeviri esnasında böyle bir şans yoktur.

Yazılı tercümenin konu alanı sözlü tercümeye göre daha geniş kapsamlıdır, yazılı tercümede edebi metinler, ticari metinler, hukuki metinler, teknik metinler, tıbbi metinler gibi yazılı metinler kaynak dilden hedef dile çevrilir. Bu gibi özel bilgi isteyen metinlerin çevrilmesinde de özel tercümanlar çalışmaktadır. Örneğin: çevirisi yapılacak olan hukuki metnin hukuk alanında uzman, eğitim görmüş mesleğin jargonlarına hâkim bir tercüman tarafından yapılması, ortaya kaliteli bir hukuki tercüme çıkmasını sağlar. Bu nedenle tercüme bürolarında her konunun uzmanı deneyimli tercümanlar bulunur. İster sözlü ister yazılı tercüme olsun her ikisi de dikkat ve yoğun çaba gerektirir.