Sözlü ve Yazılı Tercümedeki 3 Benzerlik

Hem sözlü hem de yazılı tercümeyi, çok dilli iletişime izin veren disiplinler olarak tanımlayarak, sözlü veya yazılı olsun, ortak paydaşın dil olduğunu kabul edebiliriz. Ancak her iki alan için de dilin kullanım biçimi elbette farklılık gösterir.

Her iki alan kendi arasında farkılıklara ayrıldığı için her biri tercümenin farklı alanları olarak ele alınır. Fakat temelde genel anlamıyla tercümenin birçok alanında uygulanan bazı eylemler ortaktır. Aşağıda iki tercüme alanı arasında ortak olan benzerliklerden bahsedeceğiz.

Hedef ve Kaynak Dil

Sözlü ve yazılı tercüme, birbiriyle yakından ilişkili, dillere karşı ortak bir tavır ve saygıyı paylaşan iki alandır. Her iki tercüme türünde de kaynak metni  kaynaktan hedef dile getirmek için kullanılan çalışmalar yapılır.

Sözlü tercümede tercümanlar, herhangi bir konferans , sempozyum ve benzeri  uluslararası katılımcıların olduğu topluluklara hitap edilen  alanlarda, farklı dillerdeki konuşmacıların konuşmalarını anında çeviri yoluyla hedef dile aktarır.

Yazılı tercümede bu durum çok farklı değildir. Kaynak dilin olduğu yazılı dokümanlar incelenerek hedef dile aktarılır.

Birden Çok Alanda Deneyim

Sözlü ve yazılı tercümede biri diğerinden daha kolay, daha az emek ister ya da çok daha fazla zor ve yorucu diye bir ayrım yapılamaz. Çünkü her iki alanda kendi içerisinde zorluklar barındırır. 

Sözlü ve yazılı tercüme de dahil tüm tercüme alanlarında deneyim, tecrübe oldukça önemli bir etkendir. Çünkü sözlü tercüme için örnek verecek olursak, belirli bir topluluğun önünde hedef ve kaynak dil arasında eş zamanlı çeviri yapmak oldukça zordur ve ustalık gerektirir.

Aynı şekilde yazılı tercüme için de kaynak dildeki atıflar, karmaşık cümle bağlamlarını çözümlemek düşünüldüğünün aksine zordur. Tüm bunların başarılı şekilde uygulanabilmesi için zaman ve deneyim oldukça iyi bir kazanım olacaktır.

Özel Eğitim ve Mesleki Gelişim

Yazılı ve sözlü tercüme için , özellikle genel olarak tercüme sektörüne talep günden güne artmaktadır. Globalleşmenin bu denli yaygınlaşması ve şirketlerin dünyaya açılması bunu tetikleyen önemli gelişmelerdendir.

Globalleşme beraberinde tercümeye olan ihtiyacı da katlayarak artırdı. Bu durumda hem sözlü hem yazılı tercüme oldukça sık talep ediliyor. 

Artan taleplere cevap verebilmek ve bu talepleri başarıyla karşılayabilmek için her iki alan için çalışan tercümanların da kendilerini birden fazla alanda yetiştirmeleri gerekmektedir.

Çünkü tercüme içinde onlarca bölüm barındırır. Örneğin sözlü tercüme için ticari yazışma tercümesi, edebi sanatsal tercüme, tıbbi tercüme  gibi birbirinden konu ve anlam bakımından bağımsız bölümler vardır.

Aynı şekilde sözlü tercüme için de benzer durum söz konusudur. Her alan olmasa bile uzmanlaşmak istenen alanda özel eğitim alınarak tüm bilgi ve gelişmelere hakim olunmalıdır.