Tercümanları Hedef ve Kaynak Dili Ne Kadar Bilmeli?

Tercümede işi ayakta tutan iki unsur hiç şüphesiz kaynak dil ve hedef dilin varlığıdır. Çok basit şekilde özetlenen bu meslek, bu iki dil arasında geçişi sağlar. Tercümanlık yapabilmek için en az iki farklı dili çok iyi derecede bilmek, birbirlerine senkronizasyon sağlayabilmektir. Her iki dilde geçen kelimeler, faklı anlamlarıyla da bilinmeli, dildeki atasözü, deyim, mübalağa, teşbih, sanatları dahi anlaşılabilinmeli ve kullanılabilmeli. Sözel olarak tercüme yapmak isteniyorsa her iki dilin konuşulduğu ülkelerde sıcak temasların olması, güncel konuşmaların sürdürülebilmesi açısından oldukça yararlı olacaktır.

Hangi dil olursa olsun, zaman içinde değişime uğrar. Teknolojinin gelişmesi, zamanın artık insanlara yetmemesi, küreselleşen dünya, ilerleyen ekonomi, sağlık, siyaset, spor, müzik kısacası aklınıza gelen her alan git gide büyümekte her gün yeni kelimeler eklenmektedir. Jenerasyon farkı olan insanların aynı dili konuşmalarına rağmen birbirlerinin anlamadıkları kelimeleri konuşuyor olmaları işte tamda bu sebeptendir. Ve tercümanların hizmet verdiği müşterilerin profilleri hiçbir konuda standart olmayan bit yapıdadır. Cinsiyeti, dini, kültürü farklı şekillerde olan insanlarla muhatap olacak tercüman, ancak o dilin konuşulduğu ülkeyi de iyi tanımasından geçer. Hedef dilin ve kaynak dilin, tercümana göre seçim şansı yoktur ve olmamalıdır. Tercüman önüne gelen işin dilini kaynak dil olarak temel alır ve ona göre hareket eder.

İyi bir tercümede, tercümanın kaynak dilden ne kadar aldığı ve hedef dile ne kadar verebildiği ölçüt olur. Yetersiz bir dil bilgisi hangi dilden olursa olsun, ya anlama aşamasında ya da aktarma aşamasında mutlaka yetersizliğini belli edecek ve tam anlamıyla bir çeviri olamayacaktır. Her iki dilden sahip olunan bilgi tercümenin en iyi şekilde anlaşılması ve tercümenin amacına uygun teslim alınması demektir.