Tercüme Sektörünün Tarihteki Yeri

İnsanoğlu var olduğu sürece sürekli birbirleri arasında iletişim kurmaya çalışmıştır. İnsanlar arasındaki bu iletişim kurma isteği de tercüme sektörünün oluşmasına en büyük nedenlerden biridir. Hal böyle olunca tercüme sektörünün başlangıcı da tarih öncesi devirlere kadar ilerliyor. İlk olarak yazı bulunmadan önce sözlü tercüme kullanıldığı biliniyor. Fakat bununla alakalı kanıtlar bulunsa da sözlü tercümenin ne zaman başladığı ne kadar sürdüğü kesin olarak bilinmiyor.

Yazıya geçilmesinin ardından ise yazılı tercümenin başladığı ve tercüme sektörünün ilk somut adımlarının böyle atıldığı biliniyor. İlk yazılı tercüme ise M.Ö 2000’li yıllara kadar dayanıyor. M.Ö 2000 yılında yazılmış olan Gılgamış destanının farklı dillere çevrilmiş bazı bölümlerinin bulunması yazılı tercümenin bu devirlerde yapıldığının en büyük kanıtı. Bunun yanında tarihte diğer birçok yazılı tercüme örneği bulmakta mümkün. Özellikle edebi ve bilimsel metinlerde dönemin doğu medeniyetleri ile batı medeniyetleri arasında birçok tercüme yapıldığı biliniyor. Bu tercümeler de kullanılan diller araştırıldığında ise şuan kullandığımız dillerin ataları olduğu ve bu tercüme yolu ile dillerin zenginleştiği de belirlenmiş diğer bir özellik.

tercüme

Tercüme sektörü tarihle doğru orantılı olarak ilerlemeye sürekli devam etmiş. Yani ilk çağlardan bu yana kadar tercümenin yapılmadığı bir dönem yok. Tarih boyunca devamlılığını sürdürmesiyle birlikte aynı zamanda tercüme sektörü gelişimini de sürdürmüştür. İlk zamanlar gelişi güzel yapılan tercümeler, medeniyetin gelişmesi ile beraber gelişmiş ve belli kurallara girmiştir. İşte bu noktada tercüme sektörü üzerine ilk düşüncelerde batıda ortaya atılmaya başlanmış. Cicero ve Horace adlı dönemin iki ünlü düşünürü tercüme konusundaki ilk düşünceyi ortaya atmışlardır. Buna göre iki ünlü düşünür tercümede asıl önemli görülmesi gereken noktanın ne olduğunu tartışmış ve bir fikir ortaya atmışlardır. Oluşan bu düşüncelere göre tercüme işinde önemli olan tercümede kullanılan kelimelerin kullanım yöntemidir. İlk görüşe göre kelimeler, kelimesi kelimesine çevrilmeli, ikinci görüşe göre ise kelimeler taşıdıkları anlamlara göre çevrilmeli. Kelime kelime tercüme yapılması sadece batı medeniyetlerinde tartışılan bir konu değildir. Özellikle Çin’de yapılan tercümeler için bu konu çok tartışılmıştır. Çinli Kumarajiva adlı dönemin ünlü bir düşünürü ise kelime kelime tercümenin yanlış olduğunu, bu yolla anlatılmak istenen düşüncenin aktarılamadığını savunmuş ve kelime anlamlarına göre tercüme yapılmasını önermiştir. Kumarajiva’nında savunduğu bu düşünce zaman içerisinde haklılığını kanıtladı ve günümüzde bile çeviri yaparken kelime anlamına göre çeviri yapılır oldu. Kelime kelime çeviri yapılmamasının nedenlerinden ise biraz bahsedelim. Kelime yapısına göre yapılan tercümeler ilk tarihlerde yeterli olsa da sonradan dillerin gelişmesi ile birlikte yetersiz kalmaya başlamıştır. Kaynak dilde yazılmış bir metin, hedef dile çevrilirken kelimeler eğer direk kelime karşılığı olarak çevrilirse ortaya bambaşka bir yazı çıkmış olur. Böyle bir durumda tercümenin anlamını tamamen yitirmesine neden olur.

Bu duruma bir örnek vermek gerekirse; “Kuchibashiru” Japoncada “ağzından kaçırmak” anlamına gelen bir kelime öbeğidir. Bu kelimenin direk olarak bizim dilimize çevrilmiş hali ise “ağzını koşturmak” olarak çevrilir. Yani bu şekilde kelime kelime yapılan çeviride aktarılan çeviriler anlamsız olabilir. Tarihte kelime kelime çeviri konusunda ısrar edinilen dönemlerde olmuştur. Özellikle din konusunda Allah, Tanrı gibi kutsallaştırılan kelimeler aynen yazılmıştır. Hatta buna karşı çıkıp bu kelimeleri farklı anlamlarda yazmak isteyen tercümanlar bu dönemlerde idam edilmişlerdir. İdam edilmelerinin nedeni ise bu varlıkların değiştirilmeye çalışıldığı algısıdır.

Bunların dışında tarihte tercümenin oluşturduğu etkiyi en çok hissettiren dönemler ise doğuda bulunan bilgi kaynaklarının batı dillerine çevrildiği dönemler. Bu dönemlerde Çinli, Fars ve Arap düşünürlerin fikirleri batı ülkelerinde çevrildiği için hem bilimsel açıdan hem de kültürel açıdan birçok yeni zenginlik elde edilmiştir. Bu yöntem sayesinde ek bir gelişim gösteren batı uygarlıkları zaman içerisinde kendi düşünceleri ile oluşturdukları yazıları da doğu ülkelerine göndererek bu ülkelerinde dil ve bilimsel gelişimlerinde artış olmasını sağlamışladır. Hal böyle olunca bu denli önemli bir sektör olan tercüme sektörünün gelişmesi gerektiğini düşünen ünlü düşünürler bu konuda da yeni adımlar atmıştır. Yazımızda da bahsettiğimiz gibi kelime kelime çevirinin başarılı olamayacağına karar veren düşünürler 1800’lü yıllarda tercümenin kriterlerini oluşturmak için çalışmalara başlamışlardır.

O günlerden bu günlere kadar gelen kriterlere ise, kaliteli bir tercüme için mutlaka iki dile de iyi hâkim olunması gerektiği, dilin sadece yapısı değil de dilin anlamının da en iyi şekilde aktarılması gerektiği gibi kriterlerdir. Günümüzde dahi uygulanan bu kriterler tercüme işlerinde ki başarının artmasına ve yüz yılardır süre gelen tartışmaların sona ermesine neden olmuştur.

Böyle tarihsel bir gelişime sahip olan tercüme sektörü için günümüzde de bazı atılımlar yapılıyor. Geçmişten beri süre gelen kriterlerin teknoloji ile birleştirilmesi günümüz tercümeleri için büyük bir gelişim kaydediyor. Bilgisayarların kullanılması diğer teknolojik aletlerden destekler alınması gibi gelişimler sektörün daha ileri gitmesini sağlayan yenilikler. Tabi tarih sürecinde de yaşanmış olan bazı sıkıntılar günümüzde de yaşanıyor. Mesela günümüz tercümanları arasında da yaşanan en büyük görüş ayrılığı kelime kelime çeviri yeterli mi? Yoksa anlama bağlı çeviride yapılmalı mı? Özellikle çeviri işlerinde bilgisayar kullanılması ile ortaya çıkan bu fikir ayrılıkları hala tartışılmaya devam ediyor. Kimi tercüman “Bilgisayar kullanılması direk çeviri yaptığı için sakıncalıdır” derken, kimi tercümanda “Teknoloji çağında bilgisayarın getirdiği bu nimetlerden yararlanılmalıdır” şeklinde bir düşünceye sahip. Bu tartışma ne zaman ne şekilde sonuçlanır kimse bilemez. Ama insanlar arası iletişim devam ettiği sürece tercüme sektörünün sürekli gelişimine devam edeceği de kesin. Hiç bitmeyecek olan bu sektör mutlaka daha çok karşımıza çıkacaktır.