Tercümede Hata Riskini Azaltmanın 5 Yolu

Kalite ve hatasız uygulamalar, çeviri hizmetleri sağlamanın en zorlu yönlerinden biridir. Fakat elbetteki imkansız değildir.

Hatta her sektörde ve meslek alanında olası risklerden meydana gelen ve bilinçli ya da bilinçsiz yapılan eylemlerin bütünüdür. Tercümede özellikle de tıbbı tercüme ve benzeri hayati önem taşıyan alanlarda hata kabul edilemez bir kavramdır.

Hatayı elbetteki sonsuza kadar engelleyemezsiniz. Fakat risk oranı düşürülerek hata oranı da bununla birlikte minimum seviyeye indirgenebilir. Tercümede hata oranını en az seviyeye indirgemek için yapılabilecek şeyler ise;

Cümleleri Gereksiz Uzatmamak

Kısa cümleler her daim anlama ve hata riskini azaltmaya yardımcı olurlar. Hedef kitlenin daha iyi anlayabilmesi ve çevirinin özünü kavrayabilmesi için kaynak metinden hedef metine çeviri yaparken cümleleriniz kısa ve net mesajlar içermelidir.

Okunabilirliği artırmak gibi bir kaygınızın olduğu çeviri metinleri için de bu yöntem oldukça etkili olacaktır. Fakat bunu yaparken anlam bütünlüğünü bozmamaya dikkat etmelisiniz. Yani kısa ve net tutmak için söylenen mesajı doğru aktarmaz ve eksik sunarsanız bu hata oranını azaltmanın aksine sizi metnin bozulması hatası ile karşılaştırır.

Aktif Sesler Kullanmak

Edat, bağlaç ve zamirler gibi cümle içinde bağlam oluşturan yapılar çeviri esnasında birebir çevrildiğinde cümle yapısı gereksiz uzar. Aslında cümle içinde zamir zaten anlaşılıyor ise, ya da edat kullanılmasına gerek yok ise bunu uygulamanız gerekmez.

Örneğin “proje Ahmet tarafından zamanında tamamlandı” ve “Ahmet projeyi zamanında tamamladı” aynı anlama gelen cümlelerdir. Fakat çeviri esnasında daha anlaşılır ve kolay olacak olan ikinci cümledir. Pasif sesler yani gereksiz bağlaç, edat ve kipler kullanmak hata oranını artıracağı gibi çevirinin anlamlandırma oranını düşürür.

Kültürler Arası İletişime Açık Olmak

Dil, kullanıldığı coğrafyanın kültürünü birebir yansıtan bir iletişim aracıdır. Tercümede kullanılan dillerin kültür yapısına hakim olmak bu sektör için en gerekli deneyimlerin başında gelir.

Deneyim diyoruz çünkü, binlerce dilin içerdiği kültürsel bağlamlara hakim olmak deneyim ve uzmanlık gerektirir. Bunu kazandığınız ve uyguladığınız taktirde tercüme alanında hata oranınız en az seviyeye ulaşacaktır.

Kelimelerin Yerelleştirilmesi

Bazı kelimelerin başka bir dilde karşılığı yoktur. Örneğin, Japonlar Japonca’da “Yūgen” kelimesini kullanır ve bu, “evrenin güzelliğinin derinlikli, gizemli bir duygusu ve insanın acı çeken güzelliği” anlamına gelir. Bu kelimenin, İngilizce’de eşdeğer anlama gelen bir karşılığı yoktur. 

Dil bilmek dil bilgisi ve gramer ile yeterli değildir. Dil bilmek ve dile hakim olmak sizi asıl başarıya taşıyacak olan noktadır. Dile hakim olmak yerelde kullanılan birçok kelimenin ne anlama geldiği ve karşılık olarak ne kullanılabileceğini kavramaktır.

Bu farklılıkları hesaba katmamak, çevirmenlerin yanlış yerlerde yanlış kelimeler kullanmasına neden olabilir. Bu, birden fazla hataya yol açabilir ve çevrilen parçanın kalitesinden düşebilir.

Kapsamlı Araştırma

Kitap okumak, ses dosyalarını dinlemek, gramer kitaplarını incelemek ve hatta beden dilini gözlemlemek, çevirmenlerin kelime ve cümlelerin ne anlama geldiğini anlamalarına yardımcı olacak eylemlerdir. Bu yöntem, tercümanların, belirli bir ülkede dilin kullanım şekli hakkında daha iyi bir fikir edinmelerine yardımcı olacak ve yanlış çeviri ve kelimelerin yanlış kullanılması nedeniyle oluşan hataları azaltmaya yardımcı olacaktır.