4 Madde İle Yazılı Tercümede Kaynak Dile Hakim Olmanın Önemi

Tercümenin kısaca tanımını yapacak olursak bir cümlenin veya metnin başka bir kelimeye dönüştürülmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Dil bilgisinin karmaşıklığı ve bağlam anlamlarının kaybedilme kolaylığı nedeniyle çeviri önemli bir öğrenme dalı haline geldi.

Basit iletişim amaçları için etkili olmasına rağmen kelime çevirisi ya da önemli bilgiler sunan diyaloglar için ideal değildir. Bunlar hukuk, tıp, eğitim, iş ve din gibi sektörleri içerir. Bu sektörlerde, bir kelimenin içeriğe dayalı yerleştirilmesi doğrudan çeviriden daha etkilidir.

Amaçlanan mesajı doğru şekilde iletmek ve doğru tonu kullanmak deneyimli ve iyi eğitimli çevirmenler gerektirir. Deneyim ve eğitimde en önemli nokta ise tercümanın hedef  ve kaynak dile tamamıyla hakim olması gerektiğidir.

Aşağıda belirtilen maddeler ile, tercümanların hedef ve kaynak dili tam anlamıyla biliyor olması gerektiğinin nedenlerini açıklayacağız.

Resmi ve Konuşma Dillerini Ayırt Edebilmek

Birbirinden farklı yüzlerce alanda yazılı tercümeye ihtiyaç vardır. Bu alanlar edebi-sanatsal tercüme, uluslararası ilişkiler tercümesi , banka hesap cüzdanı tercümesi gibi farklı alanlardır ve tercümanın bu ve benzeri birçok alanda kullanması gereken dili çok iyi kavramış olması gerekir.

Bahsettiğimiz her alanın kendine özgü hitap şekli ve özel bir üslubu vardır. Tercümanın konuşma dili ve resmi dil ayrımına varabilmesi ve her iki üslupta da söylenilenleri aktarabilmesi gerekmektedir.

Dil Bilgisi Kural ve Kalıpların Çözümlenmesi

Tercüme sektöründeki bütün tercümanların ve özellikle de yazılı tercüme yapan mütercimlerin bilmesi gereken en önemli dil yapılarından biri de dil bilgisidir.

Dile hakim olmak demek sadece o dili konuşmak, ya da sadece yazabilmek değil dilin bütün işlevlerine hakim olmaktır. Özellikle bir mütercim için dilin en önemli yapı taşı olan dil bilgisi ve cümle kalıpları hakim olmanın yanı sıra uzmanlaşılması gereken önemli hususlardan biridir.

Yerel Sözcüklere Hakimiyet

Neredeyse bütün diller, onu kullanan halka, kullanıldığı coğrafyaya göre şekillenir ve yerel kelimeler kazanır. Ortak dili konuşan insanlar bile, coğrafyadan coğrafyaya farklı yapılar kullanırlar. Bunun en güzel örneği İspanyolcadır.

Mütercimler için oldukça zor gibi görünse de gerekli olan zorunluluklardan biri de yerel sözcüklere hakim olmaları gerektiğidir. Aksi taktirde çeviri yaptıkları dokümanlarda anlam kargaşası yaşayabilir ve istenilen anlam bütünlüğünü sağlayamayabilirler.

Edebi Metinlerin Vurgularının Çözümlenmesi

Edebi-sanatsal metinler mütercimlerin dile hakim olması gereken belki de en önemli tercüme alanıdır. Öyle ki bu tercüme alanı için kaynak dili iyi bilmenin dışında olması gereken bazı özellikler vardır. Bununla ilgili daha önce yazdığımız edebi-sanatsal tercüman adaylarında olması gereken özellikler  yazımıza göz atabilirsiniz.

Edebi metinler başlı başına kelime oyunları ve birçok sanatsal atıflarla kullanılmış kelimelerden oluşur. Tercümanın bu karmaşayı kolaylıkla çözümleyip çeviri işlemini gerçekleştirebilmesi için dile hakim olması ve deneyimli olması gerekmektedir.

Dil bilgisinin, dili iyi konuşabiliyor ve yazabiliyor olmanın ötesinde bir deneyim ve bilgiye sahip olunması gereken bu alan için mütercimlerin hedef ve kaynak dilde uzman olması şarttır.